En çok hangi dizileri takip ediyorsunuz?

Sizce en çekici şehir hangisi?

17 Mayıs 2010 Pazartesi

ÜSKÜDAR'DA GEZİLECEK YERLER

  1. FETHİ PAŞA KORUSU: Eşsiz İstanbul ve boğaz manzarasını, seçkin ve zevkli mekânlarda sunulan birbirinden lezzetli yemeklerin keyfini çıkartarak izleyin. Geleneksel ve modern Türk Mutfağının bütün çeşitlerini bulabileceğiniz Fethipaşa Sosyal Tesislerinde, her türlü soğuk ve sıcak içecekleri keyifle yudumlayabilir, ormanın içinde yapacağınız gezinti ile temiz ve sağlıklı bir havayı teneffüs etmenin ayrıcalığını yaşayabilirsiniz.

    Halk arasında “Kuzguncuk Korusu “olarak da bilinen Fethi Ahmet Paşa Korusu, yoğun bir ağaç topluluğuna sahip olup, Anadolu yakasının siluetine, tabiattaki hemen hemen tüm renklerin karışımından oluşan rengârenk bir tablo eklemektedir. İçerisinde yüzlerce tür bitki ve ağaç türü barındıran Fetihpaşa Korusu güzel İstanbul’umuzun Botanik Bahçesi gibidir.

    Koruda en çok görülen ağaç türleri kermes meşesi, defne, akça kasme, sakız ağacı, erguvan ve gümüş ıhlamur olup normalde bir maki türü olan ve boyu ortalama 4–5 metre ye ulaşan kermes meşesi, bu koruda 15–16 metreye ulaşır. Korunun üst kısımlarında sırt ve düzlüklerde sıralar halinde dikilmiş kızıl çamlar, fıstık çamları ve sedirler ve arka giriş kapısının önündeki düzlük alanda yer alan sakız ağacı büyük çap ve boylara ulaşmış anıtsal nitelikte bir ağaçtır. Koruda ayrıca atkestanesi, saplı meşe, akdut, Trabzon hurması, yalancı akasya, dişbudak, yeşil kartopu, Japon kadife çamı bulunmaktadır.

    Korunun her tarafına serpilmiş olan Erguvan ağacı ile ilgili çok çarpıcı bir tespit vardır. Hıristiyan âleminde Erguvan ağacı çok kutsal kabul edildiğinden, Bizans imparatorları, İstanbul’un her tarafına bu ağaçtan dikmeye özen göstermişler, bu ağaç adına eski dönemlerde nisan aylarında şenlikler düzenlemişlerdir. Bu inanışın sonucu olarak da Koru’da çok miktarda erguvan ağacı dikilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

    Koruda zirveye yakın, Boğaziçi’ne hâkim Avrupa Yakası sırtlarının görüldüğü, geniş görüş ufku olan, bir düzlük vardır. Buraya İstanbul’un Sarayburnu’ndan başlayarak Ortaköy’e kadar olan alanı izleyebilecek şekilde seyir balkonu yaptırılmıştır. Burada ağaç dallarının üzerinden boğazı seyrederken sanki bir zaman tüneline girer gibi şehrin gürültüsünden hemen uzaklaşır kendinizi kuş sesleri arasında bulursunuz.

    Koru içinde Eski İstanbul mimarisine uygun restore edilmiş ve 2. sınıf tarihi eser kapsamında korunan, ahşap bir bina vardır. Bu iki bina yakın geçmişte yangın sebebiyle oturulamaz hale gelmişti. Her iki köşkün restorasyonu seneler içerisinde devam etmiş, 2003 yılı sonlarına doğru binaların içi Osmanlı saray içi süsleme sanatı ile dekore edilmiş, düzenlenmiş ve bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Ayrıca Restaurant binasının alt salonunda bir Felemenkli ressamın İstanbul hakkında duydukları ve okuduklarını hayalinde canlandırmak suretiyle çizdiği orijinal bir tablo bulunmaktadır... Restaurant olarak hizmet veren ahşap bina beş salon üç bahçeden ibaret olup, kafeterya hizmet binası ise dört salonludur.

    Özlemini duyduğunuz nezih ortamlarda, yemyeşil ağaçlar ve kuş sesleri arasında geleneksel Türk mutfağının tadına varmak ve nostaljiyi yaşamak ister misiniz? O zaman buyurun Fetihpaşa Sosyal Tesisleri sizi bekliyor…

    Geçmişten geleceğe bir köprü olan bu Fethi Paşa Koru’muzda, sizleri de ağırlamak bizim için gurur ve mutluluk kaynağı olacaktır.
    Fethipaşa da şafak gül gül olur

    Dalların her kuşu bir bülbül olur,

    Mor bulutlarla akşam uzaktan

    Dişbudak, erguvan, meşeler sümbül olur








2.KIZ KULESİ: İstanbul Boğazı'nın Marmara Denizi'ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

Üsküdar'ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder:

Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam seksen arşundur. Sathı mesehası iki yüz adımdır. İki taraftan yerde kapısı vardır.

Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmut’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.



İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy'den sandallarla yapılmaktadır.

Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine(o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içinde bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.

Antik Çağ'da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da "Tour de Leandros"(Leandros'un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise bu ismi ile anılmaktadır.
video

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder